sayfa içeriği
Ortaoyunu Nedir Meddah Gölge oyunu nedir Dram Nedir ? trajedi
04 09 2009

Ortaoyunu Nedir Meddah Gölge oyunu nedir Dram Nedir ? trajedi

trajedi: kişilere korku, heyecan ve acindirma telkinleriyle ders vermek amaci güden en eski tiyatro çeşididir. nazim halinde yazilmasi ve degişmez kaidelere bagli olmasi sebebiyle öbür tiyatro çeşitlerinden kolayca ayrilir.

trajediler genellikle beş perdelik oyunlardir. eski yunan’da,çok oynanan bu eserler 3 ve ya 6 perdelik de olabilirdi. o zamanki tiyatrolarda dekor bulunmaz,ancak sahnenin bir köşesinde olaylarin sebep ve sonuçlarini anlatan bir koro yer alirdi.

kahramanlar; kral, kraliçe, prenses, eski yunan’ın tanrı ve yarı tanrıları gibi en üst tabaka kişilerden seçilmiştir. orta tabaka ve basit halk adamlarına rastlanmaz. kahramanları arasında geçen olaylar insanların ruhi zayıflıklarını, ihtiraslarını, iradeye bağlı yüce davranışlarla çarpıştırır.

trajedilerde; olay,zaman ve çevrede birlik demek olan ”üç birlik kuralı” benimsenmiştir. trajedilerde iç içe girmiş karışık olaylar bulunmaz. ayrıntıya girmeden tek bir olay gösterilir. olayın ön ve son tarafları, sebepleri ve sonuçları gerektikçe konunun ağzından halka duyurulur. buna “olay birliği” denir. trajedi olayının bir günde (24 saat) olup bitmiş gibi gösterilmesine “zaman birliği”, tek bir şehrin

belli bir köşesinde başlayan olayin yine orada bitmesine de “çevre(mekan) birligi” denir.

trajedilerde parlak nutukları andıran yüksek ve asil bir üslup kullanılır. kaba, çirkin ve niteliği düşük sözler bulunmaz. trajedi şairleri mısralarının derin manalı ve hikmet dolu olmasına önem vermişlerdir

trajedilerde kadere,ahlak,töre ve geleneklere üstün bir değer verilmiştir. trajedinin maksadının “insani acılarının ifade edilerek seyircilerin ruhunda korku ve merhamet uyandırılması” olduğu kabul edilmektedir.

 

DRAM NEDİR 


Yaşamın acıklı ve gülünç yönlerini bir arada yansıtan tiyatro türüne dram denir. Komediler yalnız gülünç, trajediler de acıklı olayları canlandırmak için yazılmıştır. Oysaki yaşam, acıları ve sevinçleriyle bir bütündür. 19. yüzyıl'da Fransa'da, yaşamın hem acıklı hem gülünç yönlerini birlikte işleyen dram türü ortaya çıkmıştır.

Dram türünün gelişiminde Shakespeare'in önemli katkıları olmuştur. Shakespeare, klasik tiyatronun zaman ve yer birliği kurallarını yıkmıştır. Ayrıca acıklı ve gülünç olayları sahnede içiçe vererek dramın ilk örneklerini vermiştir. Sanatçının, şiir ile düz yazıyı içiçe kullandığı oyunları, önce Alman romantiklerini, sonra da Fransız romantiklerini etkilemiş, böylece dramın temelleri atılmıştır.


Dramın Özellikleri

* Üç birlik kuralına uyma zorunluluğu yoktur.
* Hem acıklı hem de gülünç olaylar, yaşamda olduğu gibi bir arada bulunabilir.
* Olay, tarihin herhangi bir devrinden ya da günlük yaşamdan alınabilir.
* Kişiler, halkın her kesiminden seçilebilir.
* Acı veren olaylar (ölüm gibi) sahnede oluş halinde gösterilebilir.
* Hem şiirle hem de düzyazı ile yazılabilir.

 

komedi: kişilerin,olay ve adetlerin gülünç,eglendirici,yönlerini göstermek amaciyla ders vermeyi ve hoşça vakit geçirtmeyi hedef edinen tiyatro çeşididir.

dalkavukluk (çıkar sağlamak için birine aşırı saygı gösteren kimse), korkaklık, cimrilik, dalgınlık, ukalalık gibi insanlar için birer kusur olan huy ve alışkanlıklar dev aynasında büyütülerek ve abartılarak seyirciyi güldürecek tarzda sahneye konulur. bu kusurlar derece derece pek çok insanda bulunduğundan bir bakıma seyirciyi kendi kendine güldürmüş olur. böylece seyirciye ince bir ders vermek istenir.

komedilerde de konu, çevre, zaman birliği (üç birlik kuralı)benimsenmiştir. konuları günlük hayattan alınan komedilerde kahramanlar rasgele kişilerdir. çevre belli bir yerdir. trajedilerin aksine kaba şakalar,kelime oyunları, kötüleyici imalar önemli yer tutmuştur. molier’in komedileri üslup bakımından daha topludur.

komedi çeşitleri: her zaman ve her yerde rastlanan insan kusurlarını belli tiplerde göstererek gülünç eden komedilere “karakter komedi”, belli bir toplumu ve ya bütün insanlığı alarak bozuk ve aksak yanlarını hicveden komedilere “töre komedisi”, edebi hicvin sahneye uygulanmış şekline “yergi komedisi”, bir derinliği olmayan, sırf güldürmek için yazılan komedilere de “entrika komedisi” denir.

 

Gölge oyunu nedir

 Bir ışık kaynağından yararlanarak iki ya da üç boyutlu herhangi bir nesnenin gölgesinin ya da izdüşümünün herhangi yere düşürülmesine gölge oyunu denir. Her ne kadar Türk kültüründe iki boyutlu tasvirlerden yararlanılarak yarı şeffaf bir perde gerisinde oynatılan Karagöz'ü gölge oyunu olarak biliyorsak da aslında perdede gördüğümüz tasvirlerin gölgeleri değil kendileridir. Dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı gölge oyunu çeşitleri de vardır. Uzakdoğu gölge oyunlarının bir kısmında kuklalar bizde olduğu gibi perde gerisinde oynatılırken bazıları da perde önünde oynatılır.

 Gölge oyunu tekniği Asya kökenlidir, bir görüşe göre Cava'dan, bir başka görüşe göre Hindistan'dan bir diğerine göre de Çin'den çıkmıştır. Zaman içinde Asya'dan dünyanın değişik bölgelerine yayılmış ve dünyanın her tarafında oynatılır olmuştur. Gölge oyunlarının Asya'dan dünyanın diğer bölgelerine yayılmasında Türk göçlerinin çok büyük etkisi olmuştur. Türk göçlerine paralel olarak önce Orta Doğu'ya , ardından Afrika'ya ve Balkanlar üzerinden ve Avrupa'ya dek yayılmıştır.

 Gölge oyunu tekniği, her toplumun kültürel yapısına göre farklı şekillerde uyarlanarak çok değişik uygulama alanları bulabilmiştir. Burada temel olan "Tekniktir". Her toplum kendi folklorik özelliklerine, dünya görüşüne, dini yapısına, toplumsal ve ekonomik yapısına ve teknolojik seviyesine uygun olarak farklı gölge oyunu çeşitleri geliştirmişlerdir. Örneğin Güneydoğu Asya'da gölge oyunu daha çok dini ya da tarihi (kahramanlık destanları vs.) konularda kullanılıyor, Türk toplumunda ise Karagöz Hacıvat olarak biçimlenen gölge oyunu zaman zaman dini, bazen hiciv (taşlama), bazen de komedi unsuru olarak kullanılmıştır.

Meddah

 Meddah: Geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli kollarından biri olan Meddah canlandırma ve benzetme öğelerinden yararlanarak öykü anlatma sanatıdır. Meddah anlattığı öykünün konusuyla ilşikili olarak çeşitli etnik gruplardan kişilerin, değişik yaştaki ve tipteki insanların, hayvanların, makinelerin ve doğa olaylarının taklitlerini yapar. Elinde bir değnek ve omuzunda büyükçe bir mendil vardır. Meddah değneğini yere vurarak izleyicilerin dikkatini üzerinde toplar ve Hak dostum hak , Yanıldım bir çırak aldım yanıma eve gelmez külhani dükkanda yatır, kovsam o da düşmez şanıma kibardır çarşafsız yorganda yatır, hâşa huzurdan ustası çırağını sever eşek aldı pazardan eşek göze geldi çatladı nazardan, eşek çıktı mezardan eşeğin aşkından ormanda yatır, bizim çırak da hırtıyı pırtıyı toplamış külhanda yatır, zamanı evailde... diye başlayan kalıplaşmış tekerlemesini söyleyerek oyuna başlar. Değneği tüfek, süpürge, at vs yerine yerine aksesuar olarak kullanır. Mendille çeşitli etnik grupların ve çeşitli meslekten kişilerin giyimlerini, başlıklarını taklit eder, mesela zenne taklidi sırasında mendil başörtüsü olur, mendilin bir işlevi de değişik sesler çıkarmada yardımcı olmasıdır. Meddah , öyküden çıkarılacak dersi vurguladıktan sonra "Bu kıssadır bir mecmua kenarına kaydolunmuş, biz de gördük söyledik. Sakiye sohbet kalmazmış baki. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola, inşallah gelecek sefere daha güzel bir hikaye söyleriz" diye sözü bağlar, öykünün sorumluluğunu kaynağına bırakıp özür diler, gelecek öykünün adını, anlatılacağı yeri ve zamanını belirten meddah gösteriye son verir.

Ortaoyunu Nedir

  Orta Oyunu: Tiyatro gibi çetin konular, bilimsel bir yöntemle incelenmez, felsefe anlayışı ile de kavranmazsa, çalışma yöntemi görenek çıkmazına saplanır. Bunun da sonu sanatın, sanatçının ölümüdür! Bu yazıları görenekçi aktörlerin, felsefesiz rejisörlerin alay etmelerine meydan vermek için yazmıyorum. Üniversite bilgisi taşıyan, felsefe sezgisi olan düşünürler arayıcılar, yaratıcılar için yazıyorum. Bir din, bir dil, bir teknik sorunu olduğu gibi bir de tiyatro sorunu vardır. Bu güne kadar da karanlıktan aydınlığa çıkamamıştır.

 Ben küçük yaşımdan beri tiyatro ile yakından ilgilenir dururum. Pek genç iken İstanbul'da Cihangir'deki evimizin alt katındaki odada kendime göre bir sahne yapmış, bu sahnede türlü oyunları tek başıma, çocukça oynamaya savaşmıştım. Ayrıca, yine bu odada kendi elimle kurduğum perdede, kendi elimle çizdiğim, boyadığım, kesip zeytin yağında yağladığım karagözleri mum ışığında oynatmıştım. Pedagoji, psikoloji, estetik merakı beni oyun yazarlığına, tiyatro felsefesine, "öz tiyatro" adını verdiğim tiyatro tezine kadar ulaştırmıştır. İşte bu ilgi ile bundan çeyrek yüzyıl önce yazdığım tezi yıllarca önce Yeni Adam'da yayınladıktan sonra Tiyatro adlı bir kitabımda da açıklamıştım. Bütün bu denemeler, araştırmalar sonunda tiyatro psikolojisi, tiyatro estetiği üzerine elde ettim. Bu kanılarımı burada da açıklamak isterim.

 

19
0
0
Yorum Yaz
BSG Gazete ecep Tayyip ERDOĞAN BSG QNET PROMOSYON QNET PROMOSYON