sayfa içeriği
Domuz gribiyle biten yaşamlar
25 12 2009

Domuz gribiyle biten yaşamlar

415 ölü sayısı, 415 ayrı hikayeyi barındırıyor…

2009’un mart ayında Meksika’da insanlarda hastalık yapan yepyeni bir virüs ortaya çıktı. Domuzlarda oluşan virüslere çok benzediği için adı da hazırdı: Domuz gribi. Meksika dalgası gibi hızla tüm dünyaya yayılan griple ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü alarm zillerini çalmaya başlamış; tıp dünyası ayağa kalkmıştı. Yüksek ateş, öksürük, baş, vücut ve boğaz ağrısı, aşırı yorgunluk gibi belirtileriyle mevsimsel gripten farksızdı. Ama adı bile tüyleri diken diken ediyordu. Türkiye’de ilk domuz gribi vakasının kesinleşmesi ise televizyonlarda ‘son dakika’ anonsuyla duyurulmuş, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 16 Mayıs’ta, ABD’den Irak’a gitmek üzere İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Türkiye’ye giriş yapan bir kişide domuz gribi virüsü belirlendiğini açıklamıştı. 24 Ekim’de de Türkiye’de domuz gribine bağlı ilk ölüm gerçekleşti. İşte o tarihten bu yana Sağlık Bakanlığı domuz gribi nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısını açıklıyor. 1, 5, 10, 100 derken sayı 415’e kadar yükseldi. 415! Kolayca söyleniyor, yazılıyor. Bu satırlar yazılırken de rakam sürekli artıyor. 415 sayısı, 415 ayrı hikâyeyi barındırıyor. 415 yaşamın sona erdiğini, geride yüzlerce yetimin, öksüzün kaldığını, hayatının baharında can veren insanların, geride bıraktıklarının acı ve gözyaşlarını haykırıyor.

BÜLENT GÜNAL – GAZETE HABERTÜRK – YAZI DİZİSİ 1

Doğumdan 12 gün sonra domuz gribinden öldü

MELİHA Mert, daha 38 yaşındaydı… Adapazarlı Meliha Mert, bir erkek çocuk dünyaya getirdikten 12 gün sonra domuz gribinden öldüğünde geride gözü yaşlı bir eş ve iki öksüz yavru bıraktı. Kenan Mert bir yandan eşinin yasını tutuyor, diğer taraftan da 7 yaşında bir kız ile bir aylık bile olmayan, annesinin kokusuna hasret bir bebeğe bakmaya çalışıyor. 32 yıllık aşçı Kenan Mert, 8 yıllık eşini kaybettiğine hâlâ inanamıyor: “Evlendikten bir yıl sonra kızımız dünyaya geldi; Hazal. Meliha, ikinci çocuğumuza hamile kaldığında, doktor ‘Bir oğlunuz olacak’ dediğinde eşimin sevinç gözyaşlarını unutamam.’’

‘BU KADAR MI HIZLI İLERLER?’

Kenan Mert, oğullarının adını eşinin koyduğunu söyledi: “‘Mehmet Arda olsun’ dedi. Hamileliğine kısa bir süre kala ince bir öksürük başladı Meliha’da. Doktora gittik, çok önemsemedi. Bir iki ilaç yazdı, eve gönderdi. Hastalığı fazla ilerlemedi. Zaten iki hafta sonra doğum yaptı. Eve çıktık, öksürük yine baş gösterdi. Bu kez daha şiddetliydi. Öksürük bazen öyle artıyordu ki, nefes alamıyor, yüzü morarıyordu. Hastaneye gittik, röntgeni çekildi, tahliller yapıldı. Birkaç saat sonra da yoğun bakıma aldılar. Neler olduğunu anlayamıyorduk. Bir hastalık bu kadar mı hızlı ilerler? Yanına kimseyi almadılar. Sadece bir kez yoğun bakıma girdim, hemşire ‘Konuş onunla’ dedi. ‘Sana cevap veremez ama seni duyar.’ ‘Bunu da atlatacağız Meliha’ dedim. ‘Bak 2 yavrun da evde seni bekliyor. Bunlar da geçecek, toparla kendini.’’’

OĞLUNU BİR KEZ EMZİREBİLDİ

Meliha Mert’in durumu giderek ağırlaşmıştı. Ankara’ya gönderilen numunelerde H1N1 sonuçları pozitif çıkmıştı. Kenan Mert, “Eşimi domuz gribi olduğunu öğrendikten 1 gün sonra kaybettik’’ dedi, sonra da devam etti: “8 gün yoğun bakımda kalmıştı. Elimizden hiçbir şey gelmedi. Oğlumuzu sadece 1 kez emzirebilmişti. Oğlunun kokusuna doyamadan gitti. Ben annemi 2.5 yaşında kaybetmiştim. Anneye hasret büyüdüm. Meğer çocuklarımın da kaderi benimkiyle aynıymış. 1 Aralık doğum günümdü. 2 Aralık evlilik yıldönümümüz. Meliha’yı evlilik yıldönümümüzde kaybettim.”

‘AŞI OLSAYDI, ACABA HAYATTA OLUR MUYDU?’

 Engin Demirdal, 18 yıllık hayat arkadaşını kaybettiği an kızını aradığını söylüyor: “Saat 19.15’te öldü. 3 gün içinde ne olduğunu anlayamadan 18 yıllık hayat arkadaşımı kaybetmiştim. Kızımı aradım. En büyük şansım kızımın 17 yaşında olmasıydı. Metanetli davrandı. Şimdi baba kız birbirimize omuz verdik, ayakta durmaya çalışıyoruz.’’ Demirdal’ın aklındaki soru ise domuz gribi aşısıyla ilgili: “Herkes o kadar farklı şeyler söyledi ki, ne yapacağımızı bilemedik. Ben de kızım da aşı olmadık. Hep yan etkilerinden endişe ettim. Ama insan kendine soramadan edemiyor, eşim aşı olsaydı bugün hayatta olur muydu? Bilemiyorum.’’

‘Eli ellerimdeyken kalbi duruverdi’

Engin Demirdal, 18 yıllık eşi ‘Sevda’sını bayramın ikinci günü kaybetti. “Bu yıl bayram bizim evimize uğramadı’’ diyen Demirdal, her şeyin bu kadar hızlı gelişmesi karşısında hâlâ şaşkın.

MANİSA Turgutlu’da tarım marketi sahibi Engin Demirdal, Kurban Bayramı’nın ikinci günü 18 yıllık eşi Sevda Demirdal’ı (42) domuz gribi nedeniyle kaybetti. Demirdal sözlerine, “Bayram bu yıl bizim evimize hiç uğramadı’’ diye başladı, sonra da olanları şöyle anlattı: “Mutlu bir evliliğimiz vardı. 17 yaşında Doğa adlı bir de kızımız. Eşim Osmanlı takıları üzerine eğitim almıştı, Turgutlu’da bir bijuteri dükkânı vardı. Her şey güzel giderken, kâbus, kuru bir öksürükle başladı. Devlet hastanesine gittik, doktor sırtını dinledi, bir iki ilaç yazdı. Ama hiçbir ilaç fayda etmedi. Öksürüğü daha da şiddetlendi. Kusma da başladı. Arife sabahı erkenden, İzmir’deki Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gittik.’’

SON KEZ…

Demirdal sözlerini şöyle sürdürdü: Doktorlar hemen yatış verdi. İlaç tedavisi başlamıştı. İlaçlar ayda etmiyordu. İshal de aşlamıştı. Üstüne üstlük nefes almakta da çok zorlanıyordu. Nefes alabilsin diye oksijen vermeye başladılar. Ellerim Sevda’mın ellerindeyken kalbi durdu. Doktorlar kalp masajı yaptı. 10 dakika sonra kalbi tekrar atmaya başladı. Ancak eşimin kalbi yoğun bakıma götürülürken bir kez daha durdu… Bu, onu son görüşüm oldu.’’ Engin Demirdal, Çeşme’de yaptırdıkları ve her şeyiyle eşinin ilgilendiği yazlıkta birlikte vakit geçirememelerine üzülüyor.

0
0
0
Yorum Yaz
BSG Gazete ecep Tayyip ERDOĞAN BSG QNET PROMOSYON QNET PROMOSYON